Dalgalar Ve ‘dalgalar’ - Virginia Woolf
Dalgalar
Ve
‘dalgalar’
Woolf’un
dünyasına ‘Dalgalar’ ile adım atışım her ne kadar ilk 100 sayfada ‘doğru
kitapla başlamadım’ dedirtse de, eserin yapraklarını her çevirişimde bir başka
Woolf’la tanıştığım gibi bir başka ‘ben’le de tanıştım. Dalgalar içimdeki
‘dalgaları’ görmemi sağladı, duymamı sağladı, hissetmemi ve anlamamı sağladı.
Ve ben YANILDIM. Büyük yanıldım. 20. yüzyılın en önemli modernist yazarlarından
biri olarak kabul gören Woolf’u okumak başka anlamak bambaşka bir durum itiraf etmeliyim.
Dalgalar, yazarın pek meşhur ‘bilinçakışı’ tekniği ile kaleme
alınmış eserlerinden biri. Eser karakterlerin, her bölümde içinde bulundukları
an hakkında yaşanılmış ve hissedilmiş gerçekleri, soyut evrenlerinde kendi iç
sesleriyle anlattıkları metinler şeklinde ilerliyor. Bir günün dönencesi ile başlayan eser gün sonuna kadar
ilerlerken insan ömrü günlere çalan dalgaları simgeliyor.
“Güneş henüz
doğmamıştı.” 5 s.
…
“Artık güneş batmıştı.”
206 s.
Woolf, günün dalgalara vuran
yansımaları ile insanın yaşam evrelerini (çocukluk, gençlik, yaşlılık) dalgaların
ritmi ile özdeşleştiriyor. Okuyucusuna, yaşamın tek düze gidişatını bu döngü
içerisinde tüm detaylara yer vererek somut evrenin soyut kapılarını aralıyor.
Soyut kapılar detayları güzelleştirmekle kalmıyor, detayları çoğaltıyor,
detayları anlamlaştırıyor, detayları soyut evrene değerli kılıyor. Bu karmaşık
gerçeklik dışarıdaki okuyucunun hangi yılda, hangi şartlarda, hangi bakış
açısıyla olursa olsun şimdiki anına farkındalık kazandırıyor. Anlaşılması zor
gelse de betimlemeler metnin bütünüyle ele alındığında okurun dünyasında dalgaları harekete geçirdiği açıkça görülüyor.
Ve şöyle diyor yazar;
‘Hayat gelir; hayat
gider; biz hayatı biçimlendiririz.’
Ve sonsuz haklılık payını armağan ediyor okur bilmem kaçıncı
kez daha yazara. Ve evet yine evet! Hayat
akar, hayat durur ve biz tam ortasında ya su ile yıkanan oluruz ya su ile akan.
Ah, şu malum karakterlerimize geri
dönüp birkaç söz eklemeden geçemeyeceğim. Karakterlerin gerçek hayatla
benzerliği, bazen okurun kendini kaptırıp karakterleri tek bir karakter (birey) olarak
algılamamızı sağlaması ne kadar kafamızın karışmasına yol açsa da haddim olmasa
da büyük ustalık.
Karakterlerimizin güneşin gökyüzündeki hareketleri ile
anlatılan yaşamları ne kadar hayattan diye düşündürürken, bir yandan Virginia
Woolf’un hayatının neresinden bu kareler, bu insanlar ve yaşanılanlar bittabi
izler diye sıkça sordum kendime. Bir eseri anlamanın yegâne koşullarından biri
yazarın dünyasına adım atmak değil midir? Yazarı tanımaya başlamakla ve yazarı
anladıkça eser okur için daha anlamlı hale gelmez mi? Hele bir de Woolf gibi bir
yazarsa…
Eserde malum karakterimiz ile özdeştirdiğim(iz) birçok kez
adı geçen Byron ve Tolstoy ve Meredith gibi yazarlarımızdan benzetmeler: birinin
yalnız ve hür bir kadın tiplemesi, bir diğerinin çalışmak ve başarmak ile gelen
amansız zenginlik doyumu ve bir diğerinin dalgalar kadife örtüsünü giymişken sessiz
ve cesur bir süvari gibi belki bir savaşçı gibi kendini dalgalara teslim etmesi... Tüm karakterlerin simgelediği tiplemeler ve bir yan da Woolf. Ortasında ben, biz, okur.
Son bir kez daha itiraf etmeliyim ki
Dalgalar’ın yaşamıma kattığı ritmi ve hissi anlatamayacağım birçok kelimem,
cümlem, paragraflarım var ve hepsi yarım. Hani şu ‘yaşamadan anlayamazsın’ diyen
cinsten. Benim bu eser için mottom ise ‘okumadan
hissedemezsiniz’.
Sözlerimi saygıdeğer ve pek sevgili Woolf’un dalgalarından esinlenerek bitirmek
istiyorum:
“Ve gün bütün hengâmesiyle huşu
içinde uykuya gömüldü. Yorgan gibi örterken yeryüzünü madde; yumuşak, sıcak ve
kurşuni beyaz köpüklere aşkla teslim oldu. Dalgalardı bunlar. Şüphesiz! Bütün
gün dönümlerinde bir başka ezgi ile karşıladı insanı, dalgalar. Ve gün terk
ettiğinde uğultulu yamaçları, etek giymiş dağları ve terk ettiğinde ondan
kaçmak için örülmüş pervazları dalgalar sustu. Ve dalgalar bir sonsuzluk
uykusuna daha kapandılar, kadife örtüleriyle.”
‘Dalgalar sahilde
çatladı.’ 258 s.
Alıntılar
Bunca acıya katlanmayı becermemize rağmen bunca acıya yol açmamız çok tuhaf. 254 s.
Olamadığımız ama aynı zamanda unutamadığımız eksiksiz insanın bedeninin
aramızda uzanmış yattığını gördük bir an. (Percival) 241 s.
Acıyı ifade edebileceğim sözcükler eksik. 229 s.
Bilinçsizliğin ortasında varolma duygusu veriyordu, tıpkı en doğru yeşile
sahip yaprağın üzerinde oturan kurbağanın sahip olacağı gibi. 227 s.
Yeryüzünün, güneşin yüzeyinden tesadüfen fırlayan bir çakıltaşı olduğunu
ve evrenin sonsuz derinliklerinde hiçbir hayat bulunmadığını düşünüyorum şimdi.
196 s.
Kitap Satın Almak İçin:
- https://www.kitapyurdu.com/kitap/dalgalar/535547.html
Beni Sosyal Medyadan Takip Etmek İster misiniz?
👉 İnstagram: https://instagram.com/in.library_?igshid=YmMyMTA2M2Y=
👉 1000Kitap: _ https://1000kitap.com/inlibrary_
Yorumlar
Yorum Gönder