Kayıtlar

Edebiyat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens

Resim
       “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete…”        Dünya edebiyatının en iyi giriş cümlelerinden birine sahip Dickens’ın ölümsüz eseri ‘İki Şehrin Hikayesi’. Romanın son sayfalarını araladıkça bu giriş cümlesinde ki zıtlıkları, çelişkileri, sağı ve solu, yukarıyı ve aşağıyı (Aristokrasi ve Halk, İngiltere ve Fransa, Devrim öncesi ve sonrası) çok net çizgilerle anlayabiliyoruz.      Charles Dickens’ın en büyük tarihi romanı olarak bilinse de İki Şehrin Hikayesi; tarihin yanı sıra aşkı, şiddeti, dramı bilhassa açlığı, sefaleti, hırs ve intikamı olabilecek en iyi kurgu ve en iyi betimleme ile okura anlatan bir roman.      İk...

Lanetli Tavşan - Bora Chung

Resim
Modern Çağın Büyülü Gerçekleri  ve  Öykü Koreli yazar Bora Chung’ın on öykü derlemesini oluşturan ‘Lanetli Tavşan’, büyülü gerçekçiliğin nüfuz ettiği, bugünün tuhaf ve acımasız dünyasını; korkudan gerilime, bilim-kurgudan fantastik edebiyata, grotesk türden mitolojik öğelere uzanan bir anlatım ile farklı evrenlere farklı karakterler aracılığıyla “aynı” yalnızlık perspektifinden bakan bir kitap. Yazarın deyimiyle, “tuhaf ve acımasız dünyanın yalnız insanlarına” adanmış öyküler yalnızlığı temel alsa da hem kurgu bakımından hem duygu bakımından çok katmanlı bir anlatım sunmakta. Dilin sadeliği, duruluğu; olayların, karakterlerin acımasız netliğine, kasvetli atmosferin tüyler ürperten ilginçliğine ya da tuhaflığına elden hiç düşürmeyeceğiniz bir akıcılık ve sürükleyicilik katıyor. Öyküler, teknolojiden kültüre dilden sosyal statüye bedenden zihne uzanan bugünün temel dogmalarını sıklıkla karşılaşmadığımız bir bakış açısıyla altüst ediyor. Şüphesiz bu etkileyiciliğin, kurgunu...

Köpek Kalbi - Mihail Bulgakov

Resim
“Kara Mizah ki ne Kara Mizah”   Eser, dönemin Sovyet Rusya’sında yaşayan aç, yaralı bir sokak köpeği olan Şarik’in en savunmasız, çaresiz hatta düşkün olduğu günlerde kurtarıcı bir melek olarak benimseyeceği Dr. Filipp Filippoviç ile karşılaşması ile başlar. Dr. Filipp Filippoviç beyin üzerine araştırmalar yapan dünyaca ünlü, başarılı bir bilim adamıdır. Bu karşılaşma Şarik için bir mucize olsa da gerçek, amaç için kullanılacak araç sıfatından ileri gitmeyecektir. Yarası tedavi edilen, karnı doyurulan, ufak şımarıklıklar ile birkaç haftalık günlük gülistanlık muayenehane günleri Şarik için beklenmedik bir anda yön değiştirir. Hani amaç için araç demiştim ya bu amaca hizmet etmek adına uygun diğer araç gereçler bir azılı suçlunun ölümü ile elde edilmiştir. Bir kadavra ve denek Şarik! Dr. Filipp araştırması için hazırdır. Ameliyat masasında hem bir denek olarak Şarik hem bir doktor olarak Filipp Filippoviç hummalı bir çaba sergiler. Araştırmanın asıl amacı gençleştirmeyi keşf...

Siddhartha - Hermann Hesse

Resim
  Siddhartha -Ayrılma/Erginlenme/Dönüş-   Hikâye şöyle başlıyor; herkes tarafından çok sevilen ve sayılan, bir Brahman oğlu olan Siddhartha, diğerlerinden farklı olarak içinde dinmeyen bir huzursuzluk, susuzluk içinde kendi beninde akan asıl pınarı, özü, Nirvana’yı bulmak için sonu gelmeyen bir arayışın yolculuğuna çıkar. Maneviyattan maddiyata uzanan bu yol, Siddhartha’nın hemen her duygu durumunu, yaşam biçimini yaşamasına, anlamasına müsaade ederken, tıpkı akan bir ırmak gibi Siddharha’yı geliştirip dönüştürür. Bir Brahmanken bir Samana olur Buddha ile karşılaşır ve sonra bir ‘çocuk insan’ olur. Ruhsal bütünlüğü iç dünyasından dış dünyaya, manevi yaşantıdan maddi yaşantıya dönüşür. Manevi yaşantısı ile sahip olduğu mistik duygu, kavrayış ve becerilerin ardından ‘çocuk insan’ tabiri ile madde evreninde sahip olunan duygu, düşünce, his, beceri gibi çocuk insan davranışlarına yönelir. Bu arayış yolculuğunda karakterimizin karşısına çıkan her birey ve olay karakterimizin...

Uçmak ve diğer Metaforik Şeyler...

Resim
        Uçmak ve diğer Metaforik Şeyler...     "Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak   kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!"   Uçmak nedir?       Uçmak belki de yalnızca bir histi. Nereye varmak istediğin ile nasıl varmak istediğinin matematiksel olmayan; anlamlı, bir o kadar sistemli fakat kuralsız bir bütünü. Uçmak, özgürlüğün varlıklar içinde doğmadan oluşan yegâne dürtüsü. Peki, o halde; Uçmak için kanatlara ihtiyaç var mıdır?       Uçmak için yapma gücü ile yapma inancı gereklidir. Güç ve inanç aslında hep olduğun ama hiç olamadığını sana verir. Gözler görmese, kulaklar işitmese bile saklı olan his, hissedilendedir. İşte bu hisler varlığı varlık yapan duygulardır. İleriye gitmek için ise sanırım saklı olan hislerin yine güçlü bir bağ ile açığa çıkması gerekir. İşte bu bağ paylaşmaktır. Uçmak için i...

Yaman Adam - Miguel De Unamuno

Resim
Yaman Adam       İspanyol klasiklerine on hikaye ile yer veriyor Unamuno eserinde. Aşk, evlilik, sadakat, hırs, hayal kırıklıkları ve inançlarımız üzerine bizi benliklerimizin en derinlerine götürüyor. Soruyor insan kendine ve aynada ki gördüğüne; kimim ben?  Sevilmek isteyen bir hanım, yaman bir adam, özgürlüğe susamış bir oğlan, gücünü sevgiyle bastıran bir kadın ve dahası. Hepsi biziz öyle değil mi? Saklı benliklerimiz. Kurtulmak istediğimiz, görünmesinden korktuğumuz asıl bizler. Bu dolambaç çukurunda koşarken biz insanlar, geleceğin getirilerini görmeden hırslara boğuluyor. Benlik olma çabamız benlikleri kabul ettirme savaşına dönüşüyor.       Sevgiyi, aşkı, sadakati, güveni; bir ailenin ayakta durma merhalelerini, bir yaşamın sonsuz olma gücünü maddi kaygılara dönüştürüyoruz. Tuhaf olan ise bunları biz yapıyoruz. "Biz"!       Alıntılar - “ Çünkü biz yaslı ve bedbaht günleri, sevinçli ve Mesut günlerden daha iyi hafız...