Uçmak ve diğer Metaforik Şeyler...
Uçmak ve diğer Metaforik Şeyler...
"Cehaletimizi
kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi
bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz!
Uçmayı öğrenebiliriz!"
Uçmak nedir?
Uçmak belki de yalnızca bir histi. Nereye varmak istediğin ile nasıl varmak istediğinin matematiksel olmayan; anlamlı, bir o kadar sistemli fakat kuralsız bir bütünü. Uçmak, özgürlüğün varlıklar içinde doğmadan oluşan yegâne dürtüsü. Peki, o halde;
Uçmak için kanatlara ihtiyaç var
mıdır?
Uçmak için yapma gücü ile yapma inancı
gereklidir. Güç ve inanç aslında hep olduğun ama hiç olamadığını sana verir.
Gözler görmese, kulaklar işitmese bile saklı olan his, hissedilendedir. İşte bu
hisler varlığı varlık yapan duygulardır. İleriye gitmek için ise sanırım saklı
olan hislerin yine güçlü bir bağ ile açığa çıkması gerekir. İşte bu bağ
paylaşmaktır. Uçmak için ihtiyaç duyulan şey kanat değil, engin hislerimizi
barındıran duygularımızdır. Peki, o halde;
Paylaşmak, uçmanın hangi köşesine
hapsolmuş bir varlıktır?
Bilinç büyük bir hazinedir. Görmek,
duymak, tatmak tüm bu duygular bilincin anlama merhalesi ile bir anlam
bulurlar. Bir işi yapmak, bir yerden bir yere gitmek... Çevrene bak! Bunların
hepsi "anlamsallığın" yansımalarıdır. İç benliğimizde ki seslere
anlamsallık katmak ilerlemeyi verir. Kim olduğunu bilmek ve yaşamak gerçek
anlamlarından ne kadar da uzaklar öyle değil mi. Öğrenmek ilerlemenin bir
parçası ise öğrenmeyi öğretmek önce kendi benliklerimiz ile... Bu noktada
paylaşmak doğar varlıklara. Ve uçmak bir his ise uçmanın anlamı uçabilmeyi
paylaşmaktır. Peki, o halde;
İç benliklerimiz yaradılışımızın
hangi manasında uçmayı bulurlar?
Güç nedir? Bir his, bir duygu, bir
varlık... Nasıl böylesine büyük ve etkilidir? Cevabı net olmayan basit ama
düşündürücü bir kavram. Belki de en içimize bir ışık tutmalı bu kavramı
anlamlandırabilmek için. Her varlıkta saklı olan bir takım güçler mevcut değil
mi? Öyleyse "güç" kavramına manasını veren "inanç",
inançları körükleyen ise duygular. Özgürlük adına yazılmış bir kitap için neden
güçten bahsediyorum? Çünkü esasında özgürlük denilen varlığın önüne konulan
kötü ama yapıcı güçler benlikleri amaçsızlaştırıyor. Milyonlarca kötü gücün bir
araya gelmesi özgürlüklerimizi intihar ettiriyor. Burada "benlik"
devreye giriyor. Benliklerimiz!
Sona
gelirken,
Yaz aylarına girmişken ruhumuzu özgürlüklere götürecek insanı sarıp
sarmalayarak dönüşümün kanatlarını hareketlendirecek bir başyapıtın sayfalarını
kim aralamak istemez ki? Mavi gökyüzü, engin dalgalar, uçsuz bucaksız tarlalar,
çiçekler, böcekler ve martılar... Umudu içinizde hissettirecek, akıcı üslubuyla
sizi yaz güneşinde sıkmayacak son derece sade ama derin bir kitap.
Evet, Martı Jonathan Livingston’un
öyküsü tam olarak böyle. Öyküden daha da çok okuru harekete geçirecek belki
bulunduğu içsel çöküntüsünden ayağa kaldıracak bir kitap. Bu açıdan ele
aldığımızda Jonathan’ın öyküsü bir kitaptan daha fazlası, evrensel ve zamansız.
Evrendeki tüm varlıkların özgürlük ile ilgili bir meselesi olduğunu çok küçükken anlamıştım. Kelebeklerin, arıların, papatyaların, dünyanın, yıldızların ve biz insanların hiç bitmek bilmeyen bir mücadelesi vardı. Olmak ve olmak istenilen arasında umuda yaslanmış bir mücadele. Ve Jonathan’ın öyküsü, sona götüren şeylerin küçük fısıltılar ile başlangıçları oluşturduğunu bana kanıtladı. Mücadelemiz evrenin her biriminde farklı olsa da amacımız aynıydı. Kendime şu soruyu sorduğumu anımsıyorum. “Kuşlar gerçekten uçamıyorsa insanlar neden kanatlara ihtiyaç duysun?” Çünkü benliklerimiz de özgürlüğe eş seçtiğimiz yanlarımız vardı. Kimimiz yürüyerek uçar, kimimiz görerek... Önemli olan amaçlarımız için mücadelemizi bırakmadan eyleme geçmekti. Jon' un da dediği gibi ‘kendimiz olabiliriz, özgür olabiliriz. Yeter ki o özellikleri fark edebilelim.’
Uçmak bir histir; ama ucu bucağı olmayan bir his. Bunu yaşayan
yani sahiden uçan insanlar özgürlüğün manasına varırlar. Eğer uçmak için bir
özellik arıyorsan benliğinde, yüreğine bak! Çünkü yürek uçmanın hissini inanç
ile görünmeyen ama hep var olan kanatlarımıza verir.
Alıntılar
Fakat hiçbir şey öğrenilmemişse,
sonraki yaşam öncesinin aynısı olacaktır; aynı sınırlar ve kazanmak için
yüklenilen aynı sıkıntılar... 59 s.
Eğer ne yaptığını iyi
biliyorsan her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek. 73 s.
Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtulun,
bedenlerinizin zincirlerini kırın... 91 s.
En doğru yasa bizi özgürlüğe götürecek olandır. 99
s.
Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın
en zor işi? 106 s.
Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış. O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin. 108 s.
Kitap Satın Almak İçin:
- https://www.kitapyurdu.com/kitap/marti-jonathan-livingston/17070.html
Beni Sosyal Medyadan Takip Etmek İster misiniz?
👉 İnstagram: https://www.instagram.com/asyainlibrary_/?igshid=YmMyMTA2M2Y%3D
👉 1000Kitap: https://1000kitap.com/inlibrary_
Yorumlar
Yorum Gönder